EGO

 

EGO: Güçlendiren mi, Kısıtlayan mı?



Son günlerde bulunduğum sosyal ortamlarda pek çok kişinin ego ile ilgili konuşmaları dikkatimi çekiyor. Çok egolu, biliyorsunuz Türkiye'de bu işi yapanlar fazla egolu, egosundan ne yapacağını şaşırdı gibi cümleleri hepimiz gün içinde duyuyoruzdur. Sonra durup ben egomu ne zaman dizgine almaya başlamıştım diye durup düşündüm. 

Yıllar önce, 30'ların başı, her şeyi biliyorum, her şey benim kontrolüm altında, ortamdaki yönetici benim, oyunu istediğim gibi kuruyorum, istediğimi çıkarıyor, istediğimi alıyorum. Burnum düşse yerden almıyorum derken bu kibirli tavır önce etrafımdakileri sonra da beni rahatsız etmeye başladı. Beni kabul edenler zaten böyle etmişti ama bir sivri dil tarafı vardı ki işte bu beni bile günün sonunda acaba diye düşündürmeye başlamıştı. 

Acaba biraz esnesek mi...

Aslında ego kim olduğumuzu, nasıl düşündüğümüzü ve başkalarıyla nasıl etkileşimde bulunduğumuzu belirleyen bir durum. Kimi zaman bizi motive eden bir güç kaynağı olabilirken, kimi zaman da 30'ların başındaki Deniz gibi ilişkilerimizi ve kişisel gelişimimizi kısıtlayabiliyor. Peki, egomuzu nasıl sağlıklı bir şekilde yöneteceğiz? 

Ego Nedir?

Ego "ben" anlamına gelir. Lise yıllarında öğrendiğimiz gibi psikolojide Sigmund Freud’un kuramına göre ego, bilinçli zihnimizi temsil eder ve id (dürtüler) ile süper ego(ahlaki değerler) arasında bir denge kurar. Ego aslında kişinin kendini algılama şekli, benlik ve kimlik duygusuyla ilişkilidir.

Egonun sağlıklı bir biçimde var olması, özgüvenli olmamıza ve kararlarımızı bilinçli bir şekilde almamıza yardımcı olabilir. Fakat aşırı güçlü ya da zayıf bir ego, kişisel gelişimimizi ve sosyal ilişkilerimizi olumsuz yönde de etkileyerek bizi kısıtlayabilir.

Ego aslında toplum içinde ilk söylendiğinde korkulduğu gibi kötü bir şey değildir. 

Egonun hem olumlu hem de olumsuz tarafları vardır.

Olumlu taraflarının başında özgüven ve kararlılık gelebilir. Eğer yönetebildiğimiz, sağlıklı bir egomuz varsa bu bizim kendimize güvenmemizi ve hayata karşı daha kararlı adımlar atabilmemizi sağlar. 

Ego başarı için bir motivasyon kaynağı da olabilir. Kişinin yaptığı işte kendini geliştirmesine katkı sağlar.

Ego aynı zamanda kişisel sınırlarımızı belirlememizi de sağlar. İnsanlara hayır diyebilmek ve kişinin kendi değerini koruyabilmesi için sağlam bir ego şarttır.

Her duyguda olduğu gibi tabi ki egonun da olumsuz tarafları yok değildir.

Fazla ego kişinin yalnızca kendisini düşünmesine ve empati yeteneğinin gelişememesine sebep olabilir. 

Sürekli üstünlük duygusu ve fazlaca gurur kişinin sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkiler. Ayrıca eleştiriye açık olmamak da fazla egolu olmaktan kaynaklanır. Kişi hatalarını kabul etmez ve sosyal ilişkileri zamanla kopmaya başlar.

Peki ego ile dengeyi nasıl kurarız?

Bu işin ilk adımı kendini yeterince tanımaktan geçiyor. Kendini tüm olumlu ve olumsuz yanların ile tarafsız bir şekilde görebildiğinde, güçlü ve zayıf yanlarını fark etmeye başladığında, egonu daha fazla  farkındalık ile yönetmen mümkün olabiliyor.

Başkalarının durumlar karşısında verdikleri tepkileri ve bakış açılarını anlamaya çalışmak, empati yeteneğini geliştirmek egoyu dizginleyip kontrol altına alabilmenin güzel ve kolay yollarından biridir.  

Karşı taraftan gelen olumsuz yorumları sana karşı yapılmış bir küçük görme hareketi olarak görmeden, olumlu taraftan yaklaşarak bir geri bildirim, gelişim fırsatı olarak görebilmek de egoyu dengelemek için bir yoldur. Eleştiri her zaman kötü değildir.

Bakış açını biraz değiştirerek ben mi haklıyım, yoksa egom mu beni kullanıyor diye durup bir kendine sormak, egonun seni yönlendirmesine fırsat vermeden yola devam etmeni sağlar. 


Egomuz bizim parçamızdır. Kimse egosuz değildir. Sizin yönetebilmeyi başardığınız egonuz sizi güçlendirir. Eleştirilere açık olmak, empati yapabilmek ve en önemlisi kendini kendine itiraf ederek tanımış olmak egoyu yönetmek için 3 altın kuraldır.  


Yorumlar